Neden?

Her şeyin bir nedeni olduğunu kızınız “neden?” diye başlayan sorular sormaya başlayınca daha iyi anlıyorsunuz. Bebekler ve çocuklar için söylenen “nedensiz” ağlamalar ya da “nedensiz” davranışlar klişeleri de inandırıcılığını kaybediyor.

Sizin, çocuğunuza öğretmek istediğiniz birçok kavramın da aslında neden öyle olması gerektiğini de anlatmak durumundasınız.

Beren’e söylediğimiz her cümlenin bir dayanağı olmalı. Bunu böyle yap, şunu şöyle yap dediğimiz anda, “Neden?” sorusunu beklememiz ve cevabını vakit kaybetmeden vermemiz gerekli.

Akşam yemeğinin sonlarına doğru Beren’e “yemeğini bitirir misin artık kızım?” diye sorduğumuzda, “Neden? sorusuyla karşılık verdi bir keresinde. Neden? Çünkü kızım diye başladık, yemeğini bitirdiğinde karnın doyacak ve yediklerin büyümene yardımcı olacak.

Başka bir gün salonda mandalin yiyoruz, mandalinlerden biri Beren’in elinden halıya düşüyor. Hemen olaya el koyup, mandalinin artık kirlendiğini, onun yenemeyecek durumda olduğunu söylüyorum. Ama nedenini söylemiyorum. Yavrucan soruyor zaten hiç beklemeden… Neden? Çünkü tatlım, mandalin halıya düştüğünde kirlendi, kirlenmesinin nedeni halıya terliklerimizle basmamız, terliklerimizin de altının kirli olması. (Kendi giydiği terliğin altını çevirerek gösterdim. Bembeyaz tabanın renginin nasıl değiştiğini.)

Bir sabah Berenle asansördeyiz, binamızda su yalıtımı yapıldığı sıralarda malzemeler asansörle taşındığından tabanı ve yan duvarları toz olmuştu. Beren ilk gözlem raporunu sundu;

– Bu asansör kirlenmiş.

– Evet bebeğim, kirlenmiş. Beyaz toz* olmuş.

– Neden toz olmuş?

– Çünkü büyük paketlerde yukarıya beyaz toz taşımışlar. Taşırken de birazı dökülmüş.

– Neden taşımışlar?

– (İzolasyonu nasıl anlatırım?) Çünkü yağmur yağdığı zaman evin çatısından çok su akıyormuş. Orada bir delik varmış diye başladık cümleye ama gerisini getiremeden biz zemin kata gelmiştik.

Bir de yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan zaman kavramımız var. Kuzumuz haftada üç gün anaokuluna gittiği için diğer günlerde babaannesine gidiyordu. O günlerden birinde, evimize geldik. Akşam yemeği için bir şeyler hazırladık ve Beren de sandalyesine oturarak bize eşlik etti. Akşam üzeri saatlerinde babaannesinde çorba içtiğini bildiğimizden, yemek yemesi için bir şey söylemedik. Sadece bizim yediklerimizden bir iki lokma koyduk tabağına ve önüne doğru uzattık. Anında karşılık vererek, “Ben tokum, yemicem” dedi. Biz de sorduk: “Sen ne zaman yemek yedin de toksun?” “İki’de”

“Ne zaman?” sorusunun değişmez cevabı “iki’de” bu aralar. Bazen “dört’te” de oluyor ama çok nadir.

Beren: Ben okula gittim.

Baba: Ne zaman gittin?

Beren: İkide.

Baba: Ne zaman geldin?

Beren: Dörtte.

Baba: (:

*Çocuk gelişimi uzmanları, çocuğunuz size bir şey söylediği zaman sadece evet ya da hayır diyerek yanıtlamayın, bildiği veya yeni öğrendiği sıfatlarla da pekiştirin diyorlar. Örneğin, “Masada kalem var” dediği zaman, evet, “Büyük masada mavi uzun bir kalem var”demek gibi. Ama burada pekiştirmesem daha iyi olacakmış sanırım. (:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation