Hayvanat bahçesi

Geçen hafta kızımla birlikte yapmayı planladığım hayvanat bahçesi ziyaretimizi bu hafta gerçekleştirebildik. Hep kapalı, yağmurlu havalarla devam eden mevsim, ertelememize neden olmuştu. Ancak bu hafta da pek açık değildi hava ve yağmur da yalnız bırakmadı. 🙂

Beren’le birlikte babaannenin evlerinin otoparkına girer girmez, kuzucanım hemen oyuna başladı. Küçük bir bebek oldu ve kucağıma aldım. Babaannesi ve dedesi aşağıda karşıladılar kuzuyu, kapıda görür görmez inmişler. Onları da uzaktan görür görmez, oyun bir sonraki aşamaya geçti ve kucağımdaki bebek, uyuyor numarası yaptı. “Sessiz olun bebeğim uyudu” dedim. Yanımıza geldiklerinde uyandı(!) bebeğim… Ardından bir haftanın verdiği özlemle sarıldılar kuzuma. Kucaktan kucağa oynadık apartman giriş kapısına kadar.

Sabah kahvaltısıyla başlayan günümüz, Beren’in çok sevdiği çilekleri ile devam etti yine. Her hafta taze meyveleri hazırlanıyor bir tanemin dedesi tarafından. Sadece bir günümüz olduğu için, nasıl değerlendirebiliriz alternatifleri arasında, uzun zamandır görmediği, büyük babaannesi, dayısı, yengesi ve Umut ağabeyi görmeye gitmek vardı. Ama hayvanat bahçesi geçen haftanın beklemedeki etkinliği olduğu için bu hafta oraya gittik. Beren’le birlikte yola çıktık. Beren’e de hayvanat bahçesine gideceğimizi söyledim. Orada aslan, kaplan göreceğiz dedim. Pek ilgilenmedi. Sevdiği  hayvanlardan yola çıkarak tavşan da varmış dedim. O zaman dikkat kesildi Yavrucan. Sabah biraz erken kalkmanın etkisiyle de olsa gerek, yolun nispeten de uzun olması arka koltukta bir şekerlemeye sebep oldu. Hayvanat bahçesine giriş yaptıktan sonra da yarım saat kadar daha Beren’in uyanmasını bekledim. Bebeğim uyanır uyanmaz etrafına baktı ve burada ne kadar çok ağaç var dedi. Hayvanat bahçesine geldiğimizi söyleyip, tepenin üzerindeki deveyi işaret ettim. Birden toparlandı ve turumuza başladık.

Develerin yanına uğradık önce, nasıl meyve kabuğu yediklerini gördük. Arka tarafında atları gördük. Kızımın önceden bildiği midillileri. Aşağıya doğru indik, ördekleri, kazları, kuğuları gördük. Hafifçe bir tepeyi aştıktan sonra geyikleri, biraz daha yukarıda aslanı, kaplanı gördük. Az ilerisinde ayıları, kanguruları gördük. Yeniden aşağıya doğru inişte, papağanları, ceylanları, maymunları, eşekleri, cüce keçileri, zebrayı gördük. Ben bir heyecanla daha çok hayvanı göstermeye çalışırken, Beren orada bir park gördü. Zebraya baktıktan sonra gidelim diye ikna etmem zor olmadı, Marty gibi dediğimde, sohbetimiz ilerlemiş ve zebranın yanına da varmıştık. Sonrasında söz verdiğim gibi parka doğru ilerlerken, yolda tavşanları, tiftik keçilerini, deve kuşlarını da gördük. Tavus kuşlarını, sülünleri ve bir kurt da gördük. Turumuzun sonunda, çıkışa doğru da bir çift puma gördük en son.

Sonuç olarak çok keyifli saatler yaşadık yine kuzucuğumla. Bir süre daha parkta oyalandıktan sonra, evimize döndük. Evde bir güzel balığımızı da yedik. Günü bitirdik.

One Thought on “Hayvanat bahçesi

  1. Babaanne ve dede on 15 Nisan 2011 at 18:21 said:

    Yavru ceylanımızın babası ile gezmeleri o kadar mutlu geçiyor ki, sürekli babacığım yine gidelim, gidebilir miyiz diyor. Bize de gezdiği yerleri anlatıyor. O zaman gözleri ışıl ışıl parlıyor mutluluktan. Yavru kuzumuz her şeyi çok güzel algılıyor. Beren’e baktıkça babasının küçüklüğünü görüyorum aynı.
    Maşallah

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation