Beren yüzüyor

Geçtiğimiz birkaç haftadır Beren’i geç almak belki 2 saat birbirimizi görmememiz demekti. Ama her an bir arada olmaları da biliyoruz. Faydalı zaman geçirmek ve anı değerlendirmek, bütünüyle kendini verip, nerede ve kiminle olduğunu hatırlayabilmek çok daha önemli. Bu hafta erken uyanmış benim minik tatlı tavşanım. Annesi ile telefon görüşmemizde bıcır bıcır sesi geliyordu. Babasını bekliyordu belli.

Annesiyle oturduğu apartmandan çıkıp arabamıza doğru ilerlerken, yolun karşısında bir araba gördü. “Karşıda siyah bir araba var.” dedi. Ben de onayladım bunu ve “yan tarafı da kırmızı boyalı” diyerek katıldım kuzuma. Hemen ardından Beren dedi ki, “Şaşırmışım o araba değil, vosvos!” 😀

Her pazar sabahı birlikte kahvaltı etmenin keyfi de bambaşka. Balkonda keyif! Kahvaltımızı bitirip, masada çaylarımızı yudumlarken, Beren o arada resim yapıyordu. “Güneş yapalım!” dedi ve o anda elindeki pembe boyasıyla güneş yaptı. Bir büyük yuvarlak ve saçılan ışınlar… Ardından “sarı boyam yok” dedi. Pembe güneş olmayacağını bilerek. Masanın üstünde gördü sonradan sarı boyası da olduğunu. Pembe boyayı bıraktı, sarı boyayı aldı, “iki tane güneş yapalım!” dedi. Yapalım tabi, neden kısıtlayalım kendimizi değil mi kuzum? İstediğimiz kadar, istediğimiz renkte güneş yapabiliriz. Ne istersek onu yapabiliriz birlikte…

Bizim güneş konuşmamızı uzaktan dinleyen dedesi de, “aydede de yapar mısın?” diye sordu Beren’e. Beren’de de hazırmış cevap, “ama gece değil ki?” 😀

Gün içinde Levent abimizle haberleştik. O da erken saatlerde çok sevdiği plaja, denize gitmişti. Havuz keyfine davet ettim. Berenimle birlikte yapabileceğimiz yaz etkinlikleri arasında havuz önemli bir payı oluşturuyor. Kanımdan ve canımdan olan ve tarifi mümkün olmayan bir sevgiyle sardığım kızımı tek bir gün gündüz saatlerinde görme şansım olduğu için, sıcak havada dışarıya çıkarmıyorum. Gidip de bir alışveriş merkezinde kapalı kalmayı da istemiyorum. Çünkü kış boyu oyun parklarına doyduk. Önümüzdeki haftalarda Allah izin verirse, kucak kucağa sarılıp yatmanın tadını çıkaracağım kuzumla. Senelik izinde “Beren’le birlikte kalma hakkımı” kullanacağım. Bunları yazarken normal şartlardaki bir babanın her an yanında olan kızı için böyle düşünmesi gerekmeyebilir. Ama derim ki, bu tat başka bir tat. Aynı evin içinde de olsalar, arada bir (sadece arada bir) (çünkü kendi yatağı olduğunu ve orada yatması gerektiğini de unutturmadan) birlikte yatmalılar. Sarmaş dolaş.

Levent abimizi davet etmiştik daha önce. O da kırmadı bizi ve havuz keyfi için bize katıldı. İyi ki de gelmiş ve değişik güzel bir hafta sonuna tanık oldu. Aşağıya indiğimizde, tam bir site topluluğu oluşturduk. Çocuğunu kapan havuza geldi. Çocuklar kendi aralarında kaynaştılar. Ebeveynler de tanışmış oldular. Beren kolluklarını taktı yine attı kendini havuza. Yüzüyorum, yüzüyorum! 🙂

Beren havuzun içinde olabildiğince suya başını sokmamaya ve ağzına ve burnuna su kaçırmamaya dikkat ederek yüzmeye başladı. Kolluklarının dengesinde kendini bırakarak rahatça ellerini ve ayaklarını kullanarak yüzüyor. Bazen büyük havuza da girmeye teşvik etsem de, ara sıra ayakları üzerinde de durmak istiyor. Bu nedenle daha çok küçük havuzu tercih ediyoruz. Babaanne de evdeki ufak tefek işlerini tamamladıktan sonra bize katıldı. O da küçük havuzda Beren’le birlikte eğlendi. İkramda sınır tanımayan komşularımız birer bardak taze çay gönderdiler bize. İçtik afiyetle. Beren’in havuz arkadaşlarının sayısı birden artınca, havuz küçük gelmeye başladı tabi. 🙂 O zamana kadar da çok yoruldu muhtemelen ve babaannesinden şişme balığını istedi. Babaannesi de yukarı çıkmak istediği zaman gitmesini istemedi. Böyle bir paradoks da yaşadık. Gel birlikte çıkalım, alalım ve inelim dese de Beren o an oradan ayrılmak istemedi. Bir şekilde Levent abimiz ve komşularımızla birlikte sohbet ederken, o arada babaanne balığı getirdi. Beren üzerine yattı ve güneşlendi.

Yavru kuşumun havuz keyfinin sonuna da gelmiş bulunduk ilerleyen saatlerde… Annesi de arayıp hatırlatmak istediği zamanlarda kızımı yıkıyordum. Banyodaydık. Beren bir yandan “köpüük köpüük” diyerek maşrapa içine şampuanını boca ederken, ben de bir taraftan saçını ve vücudunu yıkadım. Banyodan çıktıktan sonra Beren’de rahatlama ve yorgunluk emareleri gözden kaçmıyordu. Dönüş için yola çıktık ve Beren uyumadan annesine yetiştik. Benim “kraliçem” diyerek kucakladığım kuzumu, annesine teslim ettikten sonra bugünü de yaşamış olmanın mutluluğuyla, hayatın diğer tarafına geçiş yaptım. 

 

 

One Thought on “Beren yüzüyor

  1. Babaanne on 7 Ağustos 2011 at 12:30 said:

    Babası kızına çok kısa sürede yüzmeyi öğretti. İkinizi de kutluyorum yavrularım. Hem sırt üstü hem de kurbağalama bravo Beren’im sana. Baba kız arasındaki iletişim gerçekten görülmeye değer. Öpüyorum sizi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation