Pasta

Minik kuşumla geçen hafta planladığım(ız) “doğum günümde evde kahvaltı keyfi” düşüncesi hesapta olmayan bir şekilde ertelenmişti. Bu hafta gecikmeli de olsa doğum günümü kutladık. Hep söylediğim gibi, aslında hiçbir zaman özel bir şey beklemiyorum, sadece doğum günümü hatırlayanların, bunu sözleri ile belli etmeleri yeterli benim için. Beren’e sürekli pazar günü babanın doğum günü olacağını söyledik ama Beren bu nasıl doğum günü sorularını kendi kendine sormuştur eminim. Çünkü doğum günü kutlamasında öncelikle pasta olacağını biliyor kızım. Pasta kesilmeden mum üflemeden bir kutlama düşünülemezdi. Bir hafta sonra da olsa bugün babanın doğum günü dedik ve nihayet aklındaki soru işaretlerini kaldırdık kuzumun.

Pazar sabahına yine neşeli uyandık. Kahvaltıdan sonra bir süre dışarı çıktık. Geçtiğimiz hafta içi Beren’i doktora götürmüştüm. Bundan önceki doktor randevumuzda Beren (kulağı da ağrıyordu o ara) kontrollerinin yapılmasına izin vermemişti. Rahatsızlığının verdiği bir huysuzluğu vardı. Geçtiğimiz hafta içi tekrar doktora yolumuz düştü. Beren yuvaya başladığından beri bir burun akıntısı, bir öksürük derken bir de orta kulak çıktı -ki en çok dikkat edilmesi gereken rahatsızlıklardan biri-. Bu kez doktorun muayenesinde çok yardımcı oldu Beren. Başını uygun açıda tuttu, üzerindekileri güzelce çıkarıp giydi vb.

Ben de hastaneden çıkıp arabamıza bindikten sonra Beren’e doktorun yanındaki davranışını çok beğendiğimi, bu şekilde doktorun kendisini daha iyi kontrol edebildiğini söyledim. Bunun beni sevindirdiğini ve mutlu olduğumu da ekledim. Bu davranışı sürdürmesi için teşvik etmek amacıyla, bu şekilde davranmasının boşuna olmadığını, bu davranışının beni sevindirdiğini üstüne basa basa söyledim. Sonrasında bebeğimin canı çubuk kraker istedi ve yakındaki marketten bir paket çubuk kraker aldık, yeniden arabamıza bindik. Beren’i öğleden sonra yuvadan aldığım için uykusu da geliyordu yavaş yavaş. Böyle durumlarda açtığımız bir “inek” şarkısı Beren’in ninnisi oluveriyor. İneği dinlerken Beren “bana inek alır mısın? diye sordu. Ardından “alırız tatlım” cevabıyla birlikte “bir de rengârenk bebek alırız” diye hedefi büyüttü. “Onu da alırız” diyerek, arka planda çalan inek ve kapanan gözlerin büyüsünü bozmak istemedim. Bir taraftan da “söz verdim, uyanınca kesin hatırlar” dedim kendi kendime. O arada da Beren’e mesajımı verdim. (sanıyorum)

“Tatlım sen benden inek ve bebek istiyorsun ya, ben de senin doktorun yanındaki davranışını beğendiğim için bu ineği ve bebeği sana alabilirim.”

“Eğer” ile cümleye başlamamaya dikkat ederek, “birbirimizin sözünü dinlersek, birbirimizin istediği gibi davranırsak, ikimiz de mutlu oluruz.” anlamında epey bir konuştum. Çeşitli şekillerde ana fikrin üzerinde yoğunlaşarak, konudan fazla uzaklaşmadan anlattım.

İşte bu şekilde kahvaltıdan sonra dışarı çıkmamızın sebebini de özetlemiş oldum. Doğruca Terracity’de aldık soluğu. Verdiğim sözü tutma zamanıydı. Beren konu hakkında konuşmadı ama ben yine de bir baba olarak verdiğim sözü tutmalıydım. Beren’ e de “bir inek bakalım bir de rengârenk bebek” diye söyledim. O heyecanla girdiğimiz oyuncakçıda ne bir ineğe baktık ne de bir bebeğe. Ben inek arıyorum rafların arasında, Beren’i de bebeklerin yanına çekiyorum sürekli ama kafasını çevirip bakmıyor. Barbie’ler için de ayrı bir bölüm bile hazırlamışlar hatta ama maalesef Beren tamamını es geçti. Sonra anladım ki aradığı bir şey varmış. Tesadüfen önünden geçiyormuş gibi yaptı. Bir adım geriye geldi ve “bunu alalım” dedi.” Bu güzel.” 45 dakika boyunca dolaştıktan sonra bir şey alabileceğimize sevinirken bir yandan da bir bebek o kadar eder mi? sorusuna cevap ararken kasanın önünde bulduk kendimizi. Bebekten önce küçük de bir inek almıştık ama bebeğin yanında çok cüzi bir şey olunca lafı bile olmazdı tabi.

Eve dönerken de pastaneye uğradık ve asıl gündemimiz olan pastamızı aldık, yanında Beren’in üfleyeceği mumları da vardı. Sonunda pastamız sehpanın üzerine geldi ve mumlarını üfledik kızımla birlikte. Babaanne, dede, kızım ve ben pastalarımızı yedik afiyetle ve bu doğum günümde birçok değişikliği bir arada yaşamış oldum. Hayırlısı… 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation