Amca ile hafta sonu

Kuzumla çok uzun zamandır cumartesi günlerinden buluşmaya başlamıştık. Her cumartesi akşamı kuzumun kokusunu istiyorum yanımda. Birlikte daha mı iyi uyuyoruz, öyle geliyor. Sabah uyanmalarımız da tam eğlencelik. Uyanır uyanmaz gözünü açar ilk önce insan. Biz kucaklarımızı açıyoruz… Sarılıyoruz uzun uzun, yuvarlanıyoruz yatağın içinde. “Iggh uggh” yapıyoruz birkaç dakika. Eskisi gibi değil tabi. Beren iyice büyüdü, ağırlaştı. Sırt üstü yatarken, Beren’in karnımın üzerinde zıplamasına diyoruz biz ıggh uggh diye.

Dışarıya attık kendimizi. İlk durağımız Terracity’di yine. Kitapçıya gittik birlikte. Beren oradaki kitapları alıp, oradaki küçük sandalyelere oturup okumayı, yorum yapmayı ve hayaller kurmayı çok seviyor. Birkaç tanesini gözden geçirdik her zamanki gibi. Bu hafta ilk kez yeni arabamızla dışarıya çıkmıştık. Beren’e daha önce arabamız için bir oyuncak alacağımızı, bunun ne olması gerektiğini sormuştum. “Kuzu!” diye cevap vermişti. Ben bir panda ve sevimli bir tavşan beğenmiştim bir iki gün önce. Beren öyle deyince kuzulara yoğunlaştım. Terracity’de bir kuzu gördüğümü söyledim. Arabamız için bir kuzu alma düşüncesiyle oyuncakların olduğu tarafa doğru ilerledik. Beren’in kafasında canlandırdığı kuzu, kulakları pembe, tüyleri beyaz, yumuşak bir kuzuydu. Tam da istediği gibi bir kuzu bulduk. Aynı Beren gibi. Adının anlamlarından biri gibi. Biz o kuzu mu bu kuzu mu derken, Mehmet amcası geldi yanımıza. Biz de onu bekliyorduk. Biraz da onunla birlikte baktık kuzulara. Sonra beğendik birini ve satın aldık. Artık bir kuzumuz var arabamızda. O da geziyor bizimle birlikte ve Beren’e arabadaki uykusunda yardımcı oluyor.

Havanın güzel oluşunu da değerlendirmek amacıyla deniz kenarındaki sevdiğimiz parka gitmeye karar verdik. Geçen hafta baktığım sırt çantasını da hafta içinde satın aldım ve içinde acil durumlar için gerekli tüm malzemeler vardı. 🙂 Bunların arasında sürekli akan burun için kâğıt mendillerimiz de bulunuyordu. Birisi ile Beren’in burnunu temizlerken; burnunun çıkardığı sesler gök gürültüsü, sümükler de yağmur oldu. Birkaç denemeden sonra sağanak yağmur dindi ve Beren’in tepkisi “güneş açtıııı” oldu. 🙂

Amcasını gördüğü anda binbir naz yaptı minik kuşum. Öptürmedi bile kendisini ama kısa sürdü tabi. Bir paket çubuk krakere tav oldu. Parkın içinde bir aşağıya bir yukarıya derken epeyce bir vakit geçirdik. Beren için önemli olan salıncaklarda sallanarak rüzgârı yüzünde hissetmekti. Orada oyalandık akşama kadar. Hava serinleyince halası ve iki arkadaşının yanına geçtik sonrasında. Beren’le neredeyse her hafta uğradığımız Starbucks’lardan birinde oturduk Kahvemi aldım ve Beren de portakal suyunu. Her yudumda kendisine koyduğu hedefleri bir bir aşarak içiyor. Bardak üzerindeki küçük dikdörtgenleri sayarak… Arada İngilizce dersleri verdi bilmeyenlere 😛

Kızlar masasını prensesler masası, erkekler masasını da krallar masası olarak belirledi. Halasının kucağında ve arkadaşları ile aynı tarafta otururken kuzucan, ben de Mehmet amcasıyla birlikte biraz dinlenme fırsatı buldum. Portakal suyu ile birlikte aldığımız lolipopunu yerken yere düştü. Sonrasında amcası koştu hemen dört beş tanesini birden alıp geldi içeriden. Sohbetleri sırasında plakada Beren’in B’si olduğundan bahsetti. Kuzusunu da atlamadı bu arada. Havanın iyice soğuması ve zamanın da epeyce geç olması nedeniyle oradan kalktık ve arabamıza binerken halasına nazlandı kuzu ve onun bindirmesini istedi. Birlikte geçtiler arka koltuğa ve amcası da benim yanıma. Biz tabi arkada neler olduğundan habersiz ilerlerken bir taraftan da müzik dinliyorduk. Halasıyla konuşurlarken, biraz dar olan arka koltukta Beren oturduğunda ayakları öndeki koltuğa değiyordu ve toz oluyordu. Beren arkada rahat etsin diye koltuğu biraz önce çekiyorum artık ama daha öncesinde birkaç kez ayaklarından toz olmuştu. Bunu da sevdi Kuzucan ve motifler işledi kendince. Bunu yapmaması gerektiğini, hoş bir davranış olmadığını ve arabamızın kirlendiğini anlattım. Birlikte temizledik ve ne kadar güzel bir görüntüsü olduğunu gördük. Beren de bundan sonra daha dikkatli olacağını söyledi bana. Bu kez halası yanında otururken yine dokunmuş ayakları, amcası da önde oturduğundan önce çekme durumu da yoktu koltuğu… Savunması şu şekilde geldi yavrucanın, “ayaklarım söz dinlemiyo baba!” 🙂 Aslında isteyerek yapmadığı bir şeydi kuzumun. Olsun. Temizledik. Yine temizleriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation