Trafik parkı

Beren bu hafta, geçen hafta gittiğimiz Atatürk parkına gitmek istedi. Oradaki renkli salıncaklar ve kaydıraklar çok hoşuna gitmişti. Kahvaltıdan sonra, öğle saatlerinde oradaydık. Hava güneşli olmasına rağmen serindi. Sıcak bir şeyler içmeye ikna ettim Beren’i. Bitki çayları arasından erikli-tarçınlı çayı seçti. Beren birkaç yudum aldıktan sonra, eriklerden bahsetmeye başladı. “Erikleri hatır hatır yeriz.” 🙂

Atatürk parkına geçen hafta da geldiğimiz için daha fazla oyalanmadan oradan ayrıldık. Daha önceden de konuştuğumuz için kuzumla, yanımıza bisikletini de alarak trafik parka geçtik. Bisikleti almak için babaanneye uğradık tabi. Oraya kadar yol boyunca sohbet ettik ve müzik dinledik. Sıra arabadan inmeye geldiğinde, koltuğundan kucaklayarak alırken bebeğimi, “gelsin benim tatlı kızım” dedim. Bunu çok sık kullanıyorum ama genelde Beren koltuğunda uyuyakaldığında söylüyorum. Beren de bunu bildiğinden, “ama ben uyumadım ki?” diyerek gülümsedi bana. 🙂

Trafik parkta hava kararıncaya kadar vakit geçirdik. Tüm trafik işaretlerine uyarak, Beren bisikletiyle ben de yaya olarak parkın içinde turladık. Ara sıra Beren’in arkasından destekleyerek, bisikleti ile hızlıca geçtik yollardan, yüzünde rüzgârı da hissederek. Bu çok hoşuna gitti tabi yavrucanımın. Çığlık atarak geçtik her köşeyi… Çok eğlendik bu belli. 🙂 Bu kadar eğlence ve bu kadar koşturmadan sonra yorgunluk olmazsa, eve dönüş yolunda uyku olmazsa gün biter mi? Tabi ki uyudu kuzum ve nasıl güzel bir uykuysa bu, hiç uyanmadı ve ben doyasıya öptüm eve çıktıktan sonra da…

Yavru bir kuşsun sen bebeğim… Avucumun içine aldığımda yanaklarını, öyle bir sıcaklık  hissediyorum ki. Gözlerinin içindeki ışığı gördüğümde de. Doyamıyorum ama her nedense sana, yanaklarına her dokunuşumda daha da tatlandığını hissediyorum. Son bir kez diyerek dakikalarca öpüyorum seni ve sen sabrettikçe sonu gelmez bir döngüye giriyoruz.

Bu haftadan sonra yazılarımı, kısa notlar halinde yazmayı deneyeceğim. Yaşadığımız her anı yazmak isterim ama Berenle artık o kadar hızlı yaşıyoruz ki günü, hepsini yazamıyorum bile. Sadece o anları yaşıyorum ve tadını çıkarıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation