Cam piramit

Her hafta değişik bir yere gidelim diye düşünürken bu kez de Cam Piramit’e gidelim dedik minik kızımla. Evde geçirdiğimiz süreyi azaltıp, daha çok baharın tadını çıkarmak için attık kendimizi dışarıya. Beren için pazar gezmelerimiz sadece baba ile birlikte olmak değil, bununla birlikte park, bahçe, yeşillik ve özgürce sağa sola koşup çiçekler koparabileceği yerler anlamına da geliyor. Bunu da göz önünde bulundurarak ulaştık hedefimize.

Geniş yürüyüş yollarında hızlı adımlarla ilerlerken, ağaçların ve çiçeklerin arasına girdik. Çimler üzerinde yürüyerek geniş alana çıktık ve deniz kenarına ulaştık. Beren gördüğü tüm renkli çiçekleri kokladı ve sarı olanlardan bir tane kopardı ve “bu senin için babacım” dedi. Gözlerimin içine bakarak. Yürüme işini pek sevmedik. İlerlediğimiz yolda gidebileceğimiz yer de Beren’in hoşuna gidebilecek bir yer değildi zaten. Anında geriye döndük ve Kuzumun hoşuna gidecek bir park, salıncak, kaydırak vs. bulmak üzere yönümüzü değiştirdik. Piramit’in arka tarafında bulduk ve buna ikimiz de sevindik. Beren merdivenler, kaydıraklar, köprü her türlü yapı üzerinde bir aşağıya bir yukarıya çıkıp inerken yorulduğunun farkına varmadı ama küçük bir dinlenme molası verelim mi bebeğim sorusuna da hayır demedi. Deniz kenarına doğru ilerledik. Oradaki büfeden “bir şeyler alalım” dedi miniğim… Kâğıt helva aldık ve Kır kahvesinde boş bir masa bulduk kendimize ve yorulduğumuzu da anladık orada oturduktan sonra. Beren’ e ne içmek istediğini sordum. Anında net bir şekilde “çay!” dedi. Büyümüş de küçülmüş gibi. Ben de bekliyorum ki, portakal suyu, bitki çayı falan içeriz… Benim de canım sütlü bir neskafe istemişti. Ben çay içmesini pek istemiyorum aslında Beren’in.Üst üste birkaç kez sordum acaba fikrini değiştirir mi diye ama -aynı babası gibi olduğundan- çayda ısrar etti. 🙂 İstemeye istemeye istedim bir bardak çayı içimde bir huzursuzlukla. Çay geldi, bir dikişte bitirdi yavru. O arada kâğıt helvasının çevresinde ısırıkların sayısı artmaya başlamıştı. Isırdığı son lokmadan sonra; “bak burdan ısırmadım.” dedi bana kâğıt helvayı göstererek. Neden öyle dedi ki diye hızlıca düşünerek baktım kuzuma. Bebeğim benim de bir parça almam için işaret etmiş. Babasını düşünmüş kuzum. Biliyor mu ki acaba ısırdığı yer de olsa hiç düşünmeden ben de oradan ısırırım… Bir nokta var ki diğer taraftan, başka birisinin ısırdığı yerden ısırmaması gerektiği. Üzerinden geçtim Bebeğimin bildiği bir şeyin bir kez daha.

Deniz kenarı, güneşin de kaybolması ile iyice serinledi. Eve dönme zamanı geldi. Eve döndükten sonra Beren’in sevdiği meyveler ve kekler ile donatılmış masada bir taraftan atıştırdık, bir taraftan da resimler yaptık. Uzamış tırnaklarını da kestik ve akşam saatlerinde de anneye doğru yola çıktık.

 

One Thought on “Cam piramit

  1. serdal teyze on 16 Nisan 2012 at 21:34 said:

    canım berenim bu hafta sonunda babanla gittiğin cam piramitteki fotoğraflarına yanınızdaymışım gibi inan gülerek baktım:))) teyzoşum benim sen tam bir genç kız edasıyla poz vermişsin canımm berenim hepimiz seni çokk ama çokkk seviyoruz ve hiç bıkmadan da bunu söyleyebilirim haftaya nerelere gideceksiniz bakalım maceralarını bekliyorum aşkımmm benim:))))BEREN VE ÖZGÜR’ÜN Nisan maceraları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation