Karadutum, pembişim, bisikletçim

Bebeğim bisiklete binmeyi çok seviyor babası gibi. Geçen seneden beri büyüdü ve iyice hızlı binmeye başladı. O nedenle daha önce aldığımız kask da küçük gelmeye başlayınca cumartesi günü birlikte bir bisikletçiye giderek yeni bir kask aldık kuzuma. Renk konusunda herhangi bir düşünce içine zaten girmedik. Pembeyi seçtik.

Cumartesi akşamı meyvelerimizi yerken, muşmulalardan birinin kabuğu sıyrılmış azıcık. Beren koparıp bir kenara koyarken dedesi, “onu yemeyebilirsin istersen” dedi. Beren de “kabuğu faydalı” diye cevap verdi.

Kuzucuk bir de plastik olta takımı ile oynarken, “balıkçılar yakaladıkları küçük balıkları tekrar suya atıyorlar” dedi. 😮

Pazar günü, bisiklete binmek için trafik parkın yolunu tuttuk bir kez daha. Beren oradaki zeminde daha rahat ediyor. Turumuzu yaptıktan sonra, çıkardı kaskını ve doğayla baş başa kaldık. Beren bulduğu sarı çiçekleri topladı. Elimizde çiçeklerle (birkaç parça dal da vardı) yolun karşısına deniz tarafına geçtik. Çimler üzerinde yürüdük ağaçlar arasında bir süre. Oradaki kondisyon aletleri ile spor yaptık ama Beren için oldukça büyüktü tabi onlar. Piknik yapanların arasından geçtik ve Beren oradan sıkıldı. Sıcak da bir taraftan bastırmaya başladı. Antalya pazar günü çok sıcaktı. Beren’in aklı hep trafik parkı karşısındaki parktaydı yine. Oraya da geçtik salıncakları kullandık bu sefer sadece. Beren “daha hızlı salla baba” derken, ben de makul bir hızda sallamaya devam ediyordum ki “güneşe uçur beni baba” diye bir ses geldi kulağıma. Sonra güneşe uçtuk birlikte, “ama güneş çok sıcaktır babacım, kıyamam sana” diyerek şaka yollu kuzumla konuşurken, O da “bi dokunup gelicem” diye bir karşılık verdi. Bir arkadaşımı da beklerken aynı sıralarda, Terracity’i teklif ettim Beren’e. Hayır demeyeceğini biliyordum. Taze sıkılmış portakal suyuna da. Hem biraz dinlenmek hem de arkadaşımla görüşmek üzere Starbucks’a geçtik. Bir saate yakın sohbet ettik orada. Beren de hep konuşmanın içindeydi. Kızım kucağımdan inmedi. Sarıldık durmadan.

Kısa süreli görüşmenin ardından kızımla baş başa kaldık yine. Beren elimden tuttuğu gibi oyuncakçıya sürükledi beni. Girdik gezdik mağazanın içinde. Tom ve Jerry’nin Jerry’sini gördü raflardan birinde. Mağazaya girer girmez aldığı alışveriş arabasının içine koydu. Çok istediği belliydi. Alacaktık mecburen. Kitapların yanına yönlendi sonra. Birini ikisini aldı koydu tekrar yerine. Beğendiği çıkmadı aralarında. Ben de kitaplara bakıyordum o arada. Güzel bir kitap buldum ama almadım. Nasıl olsa Berenle D&R’a da gidecektik. Beren oradaki kitaplara bakarken, beğendiği bir tanesini ararken, ben de kendi kitaplarıma bakarım diye düşündüm. Benim kitap yoktu ama Beren için çok güzel bir kitap aldık. Çıkartmaları da olan, tam istediği gibi. Pembe. (Sonra internetten sipariş verdim beğendiğim kitabı o ayrı.)

Eve döndük yemeğimizi yedik her zamanki iştahla. Acıkıyoruz kızımla dışarıda. Yemekten sonra dedesinin tüm pazarın en iyi meyvelerini alıp geldiği meyve soframız da kuruldu. Değişik olarak bu hafta karadut da vardı. Beren onu da çok seviyor ve ağzı dudakları, dili her yanı mor olunca daha çok sevdi. Gidip gidip aynanın karşısında diline bakıyor. Bi tane yiyo, soluğu aynanın karşısında alıyo. 🙂 Tıka basa yedi hepsini, sevdiği çileklere bile fazla yer ayıramadı. Onların da gönlünü almasını bildi ama sonra. Yedi çileği de, eriği de, diğer meyveleri de.

Tüm bunları yaptıktan sonra, aldığımız kitaptaki çıkartmalarla, her sayfadaki kızları giydirdik. Elbisesi, ayakkabısı şapkası vs. O arada Beren hâlâ yemeye devam ediyordu bir taraftan. Meyveler kalktı. Bu sefer sevdiği kakaolu kek vardı önünde. İyice karnı doydu. Akşam saatleri de yaklaştı ve annesiyle buluşmak üzere bebeğimle yola çıktık. Arabada tok karın ve yorgunluk, kısa mesafede de olsa kendini gösterdi. Eski öğretmenevinin önünde buluşacaktık ve arabamızı ara sokaklardan birine park ettikten sonra. Beren kucağımda ve ılık nefesi de boynumdaydı. Hiç bitmesini istemeyerek buluşma yerine geldik. Bir dakika sonra annesi de geldi ve kuzuyu aldı kucağımdan. Yanaklardan birer öpücük aldıktan sonra uğurladım kızımı.

 

One Thought on “Karadutum, pembişim, bisikletçim

  1. nihal gülkokan on 6 Mayıs 2012 at 12:21 said:

    Maşallah maşallah size yavrularım, mutluluğunuz gözlerinizden okunuyor. Bu sevgi ve mutluluk her zaman sizlerle olsunnnnn.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation