Ben büyüyünce…

A girl sitting in a cafeBirkaç gündür boğazındaki ağrı, kulaklarını da etkilemiş Beren’in. Doktora götürmek için aldım annesinden ve doktor kontrolünden sonra antibiyotiğini, ağrı kesici şurubunu aldık ve yemek için her zamanki restoranımıza gittik. Oturur oturmaz; “Ben büyüyünce ne olcam baba biliyo musun?” dedi. Sorusundan sonra acaba bu kez ne olacak diye merakla ve sabırsızlıkla beklediğim anlardan birini daha yaşadım. “Ne olacaksın bakalım?” Cevap, “kafe!” diye geldi doğrudan o anı gözünde canlandırarak. Kafe işletmecisi olacakmış yavru. ‘Gül Kafe’ olacakmış hem de adı. Filtre kahve, Türk kahvesi, Neskafe de bulunacakmış. “Ben de içmeye gelirim o zaman o kahvelerden” dedim heyecanına katılarak.
Karşılıklı yemek yiyorduk o esnada. Ben unutmadan yazayım diye bu yazıya başladım ve gözümü ayırmadan telefona baktığımı gören kuzu, anında yanımda aldı soluğu. Okumayı da iyice hızlandırdığından başlığı okur okumaz, anlamıştım zaten diye “hıh” yaptı ve koluma sarıldı. O anda hep aynı şey oluyor zaten. Yine oldu. Saçından, alnından, yanağından artık neresi önce neresi sonra bilemeden öptüm defalarca.
Yemekten sonra annesine gidecektik aslında. Sonradan dans kursu aklımıza geldi tesadüfen. İyi ki saatini geçirmeden hatırladık. Dansından sonra götüreceğim artık… Kısa bir görüşmede yaşadığım tatlı bir an

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post Navigation