Sevgi

‘Ben seni neden bu kadar çok seviyorum baba?’ Son zamanların mottosu bu. Duyduğum en güzel cümlelerden birisi. Söyleyenden kaynaklı biraz da. Tek bir kişi söyleyebilir ki zaten… 🙂 Bazen, durup dururken, uzaklara bakarken buluyorum kendimi. O anda düşünüyor oluyorum. Zaman içindeki tüm davranışlarımı, sadece kızımla olan değil, yaşadığım tüm insanlarla olan ilişkilerimi. Birçoğunun, nasıl bir Yazının Devamı

Mutlu et mutlu ol

Günler geçtikçe insanın değiştiğine, geliştiğine daha çok inanır oldum. Geriye dönüp baktıkça geçmişte yaşadığımız bazı olaylar, tartışmalar ve ilişkiler sanki bir kenarda bırakılmış, bunları yaşayan biz değilmişiz gibi. Tam 4 yıl oldu evlerimizi ayıralı. Farklı yaşamlar seçmemiz ve bu şekilde devam etmeye başlayalı. Bir araya geldiğimizde fark ettik ki evli kalmadığımız süre kadar zaman geçmiş. Yazının Devamı

Yeni tatlar

Baba kız birbirimize bazı noktalarda çok benziyoruz, seviniyorum ama bir taraftan da düşünüyorum… Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Sanki mükemmel bir baba profilim var da, dört dörtlük davranışlarım, yavrumda da böyle olsun istiyorum. Aklıma geliyor kimi zaman, kendime ayırdığım birkaç saatlik yalnızlıklarımda. Kitap okurken bir anda. Kahvemi içerken mesela. Bilgisayar başında Yazının Devamı

Kuş dili

Beren’in küçüklüğünden beri yanında herhangi bir şeyin konuşulmasının doğru olmayacağını düşündüğümüz durumlarda kuş dilini kullanırdık. Bugün de yanında birkaç cümle sarf etmiştik ki, aradan yakaladı bazı kelimeleri. İsimleri, ben, bana, sana gibi basit sözcükleri. Anlıyor artık. Anladım diye de seviniyor bir taraftan. Deşifre oluyoruz yavaştan. Tam mutlu mutlu gözleri ışıldayarak bana bakarken, ‘muz ye’ dedim Yazının Devamı

Biz ünlüyüz

Miniğimin bilgisayar kullanımı oyunlarla başladı. Birinci yaşını doldurduğunda adı ve soyadıyla çok özel mail adresi hazırdı. En erken mail adresine sahip olanlardan biriydi benim kızım. 🙂 Elindeki tablette her türden oyun var.  Güncel ne varsa anında indiriliyor tablete. Annesiyle birlikte Facebook hesabı oluşturmuşlar bir de. Orada da bir sürü oyun var ve mail adresi ve şifresiyle boş Yazının Devamı

İleleb@

Artık @ olmadan adım atamadığımız bir dünyada yaşıyoruz. Her insan davranışının temeli, oynanan türlü oyunlar hep bunun üzerine kurulu. Sosyal medya denilen modernizasyon, ayak uydurmaya çalıştığımız bir ortamda bize sunulanla yetinmeyi öğretti bize. Hepimize. Öğretilmiş çaresizliğe mahkum edilen toplumun bir üyesiyiz. İstemediğimiz işleri yapmak ya da görmek istemediğimiz kimseleri görmek zorundaymışız gibi hissediyoruz çoğu zaman. Yazının Devamı

Tiyatro

Aylar öncesinden almıştık biletimizi. Ta yazın ortasında. Antalya’nın sıcağında ter damlarken her yerimizden, telefon geldi. Çok nazik bir hanımefendi engelliler yararına tiyatro düzenleneceğini ve bilet alarak destek olabileceğimizi söyledi. Telefon numaralarımızı bilmeyen kimse kalmadığından, her dakika arayıp, X bankasından kredi, Y sigortadan bireysel emeklilik vs teklifleri için aradıklarını düşündüm ilk önce. Engellilerin Sesi Sanat Tiyatrosu diyerek ısrarla tekrarlayınca ikna Yazının Devamı

Gezi parkı

Her hafta sonunu iple çekiyorum Berenimle buluşmak için. Her olayın ve var oluşun sebebi var mutlaka. Acaba Beren olmasaydı hayatın herhangi bir anlamı olur muydu? Zaman zaman bu düşüncenin içinde kaybolmuş hâlde buluyorum kendimi. İyi ki doğmuş kuzucuğum ve yanımda… Büyüdükçe, eskiden gittiğimiz yerlerden sıkılmaya başladık, yeni yerlerin arayışı içine giriyoruz kızımla. Gün içinde kahve molası Yazının Devamı

Yapışkan notlar

Boşanma sürecimiz devam ederken kadın ve erkek ilişkilerini anlatan kitaplar okudum. Bunlardan biri de ‘Beş Sevgi Dili’ydi. Ne kadar sevseniz de, bunu söylemedikçe ya da hissettirmedikçe pek de bir anlamı olmadığını anlatıyordu özetle. Ortak bir dil olmalıydı… Aslında çok basit gibi görünüyordu, karşınızdakinin ‘sevebileceklerini’ yapmak veya ‘sevdiklerini’ yapmak. Deneyerek buldum ben de sevdiğimin sevdiklerini. 🙂 Yazının Devamı

Ben büyüyünce…

Birkaç gündür boğazındaki ağrı, kulaklarını da etkilemiş Beren’in. Doktora götürmek için aldım annesinden ve doktor kontrolünden sonra antibiyotiğini, ağrı kesici şurubunu aldık ve yemek için her zamanki restoranımıza gittik. Oturur oturmaz; “Ben büyüyünce ne olcam baba biliyo musun?” dedi. Sorusundan sonra acaba bu kez ne olacak diye merakla ve sabırsızlıkla beklediğim anlardan birini daha yaşadım. Yazının Devamı